| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Aşk Fenomeni

AŞKA DAİR HERŞEY, HEPSİ BURADA... "SENİ SEVİYORUM" DEMEYE DOYAMAYANLARA... YADA ÖZLEYENLERE, ÖZLENENLERE...

58 "sevgili" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sevgili" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Gökyüzünü boyamaya ne dersin sevgili?

mavi 

Gökyüzünü boyamaya ne dersin sevgili?..

Biraz eflatun çalalım mesela..
En sevdiğim renktir ya benim hani
Hani evimin duvarlarını birlikte boyamıştık ya eflatun..

İşte öyle aynen öyle boyayalım yine gökyüzünü ..
Bütün renkleri katalım bulutlara..
Yağmurlarla birlikte yağsın kırmızısı, yeşili,mavisi..
Yağmurlarla birlikte devam edelim fırça darbelerini savurmaya havada…

Gökyüzünü boyama ne dersin söylesene bana?…

Ama siyahı kaldırmak şartıyla..
Bir kez olsun kullanmamak kaydıyla..

Hayatımı çevirdiğin karanlığı yok etmek için sevgili…

Gökyüzünü boyamaya ne dersin beraber sessizce…

Ondan sonra gidersin gideceksin..

Karanlığımı renklere dönüştürüp yol alırsın yağmurlarda...

Not:Gitmek istiyorsan özgürsün..
İnan bana..
Ama bir şartla..
Siyahlarını alacak ve morlarımı koyacaksın yerine…

Ondan sonra izin sana...

Kalemler benden…
Hadi…
İlk darbeyi at havaya...

Kardelen Yüreğim


Ben hep seni sevdim öbür yanım, adını öğrenmeden
Sarışın mı, esmer mi, uzun-kısa bilmeden
Görmez mi, duymaz mısın, yoksa yürümez misin
Benden kaç yaş büyüksün kundakta bebek
Belki de doğmadın sen
Düşünen beynin, seven kalbin yetti bana
Seni çağırdı sesim
Soydum giysilerini İNSAN çıktın ya içinden
Gerisini boş ver dedim, gerisi resim, ötesi ten
Seni sevmem için de görmem gerekmiyordu zaten

Seni yazdım tüm kitaplara, düşünce hızımla doldurdum
Yetmedi sayfalar
Kim okudu ki bir satırını, hem okusa da ne anlar
Burada olmasa da ölümsüzlükte, sonsuza dek birlikte
Seninle olmak için Yüce Rabbime sözüm var
Her yeni buluşumda eskiyeni
Her eskide bir yeni
Arkamdan getiremeyeceklerimde kendimi
Tüketmeyeceğim
"Benimle gelecekler"Beni sana iletiyor
Orada bulabileceğim ümidi ve tesellisi
Burada bulamamanın acısını hafifletiyor
Sahi, sen var mısın, nerede diye sormuyorum artık
Biliyorum, sen varsın, burada ya da orada
Mutlaka bir yerde

Her sevgide bir parça buldum senden
Her sevgiden bir parça
Herkesi toplayıp bir adam yapamadım ya
Kardelen Yüreğim paramparça
Bu yüzdendi hep seninle konuştuğum, seninle yaşadığım
Yoksa kendim miydim sende aradığım
Hayır, hayır sen beni de aştın
Bende olmayan bir sürü özellik var sende, istemem, kalsın
Ben, bu halimle bir dost bulamadım
Ya sendekiler de eklenirse? Maazallah
Mutsuz da olsam yaşamayı öğrendim Sanal Dünyalarında
Ne tuhaf şu insanlar, ne tuhaf şu sıradanlar
Kendilerini üzecek, sıkacak ne varsa hepsi kurallarında
Yüce adaleti yargılıyor, eşitlik yok diyorlar
Eşitlik olunca da en çok kendileri rahatsız oluyorlar
Ve "Aranan şartlar tarifesi" diyorlar aşka
Kim benim üstümde kural koyabilir ki Yaradan''dan başka
İnsanlar her yaptığının karşılığını bekliyor
Adına vefasızlık, nankörlük diyorlar
Sonra da aksini iddia ediyorlar
Sen bana kural koymuyor, güveniyor ve özgür bırakıyorsun
Sitem etmeyi bile basit, sıradan buluyorsun
Ben, seni sıradan davranışlardan arındırıldığın için sevdim

Sana yazdığım mektuplar A Tipik bir vakıa
Bir çözmeye kalksalar gör dünyanın halini, ütopya
Yaşamaya değer ne kalır ki. İnsanlar eşit olur, yok olur savaşlar da
Kendileri için dilediklerini başkaları için de dileyecekler
Birbirlerine iftira atmadan sadece gerçekleri söyleyecekler
İşte beni hayatta güldürebilecek iki neden
Bu gerçekten mümkün mü, elle tutulup gözle görülenlerden

Seni göz yaşlarımda sakladım, boğmadan yüzdürdüm
Yazılmamış şiirlerimde, anlatılmamış efsanelerimde gezdirdim
Varlığına inanarak, adını bile öğrenmeden sevdim seni, ya sen
Sen beni bulmuş değilsin henüz
Hem bulsan kaç parçaya böleceksin
Hangi yanımı, hangi yanına koyacaksın
Hangi dalımdan kaç yaprak koparacaksın
Bana gerçek masalların ağlayacak
Şu Kardelen Yüreğim de
Senden daha güçlü olduğunu öğrenmekten korkacak
Sevmek; uzaktan güzeldir öbür yanım
Sevmek... Uzaktan güzel
Aramızda ne varsa özel
Böyle kalsın, mektuplarda
Daha doğrusu, yazılmamış mektuplarda
Sen ve Ben
Yaşanmamış zamanlarda
Sen ve Ben
Sadece
Rüyalarda

Zehra Birsen Yamak

Herşeyi inkar etmek varken "itiraf etmek"


Yürekten çağırmayacaktım seni değil mi, sözümü tut(a)madım.
Ve biliyorum ki sözünü tutmayan sadece ben değilim.
Gelmeyecektin, geldin ve hiç gitmemiş gibi sessizliğime nasıl da karıştın.
İzlerini silmek için bu kadar uğraşma, sessizliğin en az benimki kadar gürültülü...
Ruhunu al(a)madın yanına giderken değil mi?


Herşeyi inkar etmek varken "itiraf etmek",
Senin lügatında, beni tanımlayan hangi kötü kelimenin geniş anlamında siler yüzümü?
Doğrumu kaçıncı köyünden kovarsın bu kez?
Yapamadıkların mı yoksa yapamadıklarım mı yargılar beni?
Ötesi berisi yok işte.
Ne yaparsan yap,

Sana rağmen, SENİ SEVİYORUM...


Özlem doğar, film biter.

Özlem

Yağmurlu bir gece, sabaha doğru zaman.
Nasıl da özledim toprak kokusunu,
öyle ki evlenme teklif ediyorum şu ana.
Bu an hep benimle olsun, gitmesin diye.
Sensizim sanma, sakın kelimelere aldanma.
Öyle dolu ki içim seninle, şu koku, sıvı sesi.
Sadece seni hatırlattığı için var gibi.

Ay ışığının gök yüzü fotoğrafı çektiği yere,
Yıldızların ifade edemediği sevgimi ilk bulduğum,
Bulutların hayaliyle çimlerinde yattığım yere.
Kargaların akrobasi yaptığı ışığın yanına.
Evimizin karşısındaki parka gel bir gün benimle.

Bir kahve molasında, balkondan bakıyordum da,
Yağmur gül yapraklarını saçmış yeşil çime.
Renkler daha net sanki, daha ıslak soluduğum hava.
Yollarda su birikintileri gökyüzüne ayna gibi.
Havada kuşlar eksik, bende sen eksik.
Toprağın yağmuru süzme sesi, arasına karışan göz yaşlarım.

Hüzün beliriyor suratımda, değiştirin ben değilim aynadaki.
Saçların geliyor aklıma, avuç avuç koklamak geliyor,
Aynı batışı izlemek geliyor, aynı doğuşa kalkmak,
Hayalden çıkmak ya da dalıvermek gerçekten bir hayale.
Sonra alıyorum iki elini bırakıyorum suratıma,
Yalnızlığımı aldatıyorum, görsel bir şölenle.

Gölgesi yok hayallerin, anlamsız gerçekler,
Tepelenmiş cümleler, ard arda satırlar.
İz bırakmıyor ıslak ayaklar.

Filmin en heyecanlı yeri burası işte. Kahraman bütün oynadığı sahneleri sonunda benimser, kabullenir geçen zamanı. Objelerin renkleri değer kazanır, şekillerindeki estetik belirginleşir. Görünmez yol açılır kalpten kalbe. Yatmaya hazırlanan sevgilisine tatlı rüyalar diler. Bir öpücük elveda der şüphelere. Uzaklarda bir ışık kapanır. Eller yastığın altına gider, özlem doğar, film biter.

Sen gidince ben kimi severim ki bu kadar büyük?

sen gidince 

Seviyorum işte..

Varlığını, yokluğunu, var edişini, yok edişini...

Bakışını, duruşunu, sözlerini, nefesini..

Seni hala benim hissedişimi, olmasan bile bir parçanın daima benimle oluşunu..

Ben oluşunu, sevdiğim oluşunu...

Sen, düşlerimin odak noktasısın. Yanımda olmasan da ruhumun hep bir köşesindesin.

Hiç gitmeyecekmişcesine, gidemeyecekmişcesine..

Seni ilk gördüğümde dünlerinden bozma uçurumlarını gizliyordun yüzünde, nasıl sevmiştim seni bu kadar? Cevap yok... Sonsuzdu, Ve Sensiz olmayacaktı artık.

Gitmemelisin sen! Gitmemeliyim..Hep benim kalmalısın, nasıl gidersin ki hem? Sen gidince ben kimi severim ki bu kadar büyük? Ya sen kimi seversin ?

BAĞLANMAYACAKSIN

 
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o''nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL

Aşk


Geniş bir yaradır dilimin ucunda dolanır
İki damak arasında yuvarlanarak AŞK
Belki umarsızca bir söyleyiş
Belki kırılgan bir serzeniş...
AŞK budur işte en güzeli bu
Diyemedi hiç kimse
Çünkü her nefes bir yaradır
Ve alır seni senden
Bulamazsın artık kendini bir ürperiş bir hezeyan
AŞK budur işte ...
Özgür CEYLAN

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...


Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe da çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...

Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!

Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...


 
YILMAZ ERDOĞAN

BU MUYDU AŞK??

 
kederden kurumuş bir çiçek
artık çiçek demeye bin şahit gerek...
dibinde durur bir böcek
ne bilesin kuru çiçeğe aşık olmuş demek!!!
bekler bekler bir umut dirilir diye
bekleme böceğim sevgilin gitti artık
yaşamak bu işte bakmıyor geriye.
aşk böylemidir herzaman acaba
kıyabiliyormu bir böceğe bile!!!
anlıyorum böceğim seni derdetme
bende yandım senin gibi
perişan olcağımı bile bile!!

Özgür CEYLAN

Gidemem



Sen bilmezsin beni...
Bilmezsin içimdeki fırtınaları,
Kalbimdeki sert kayaları aşındıran deli dalgaları,
Bilmezsin…
Bazen iyice kopar, düşerim...
Vazgeçerim hayattan, hayatın her şeyinden,
Düşünürüm, düşündükçe güzelleşir gözümde ölüm.
Sonra seni düşünürüm, hiçbir şey senden güzel gelmez,
Hiçbir şey senden daha güzel değil gülüm...
Kafam karışır, daralırım, bunalırım.
İşte o an gelir aklıma çekip gitmek,
Kaçıp gitmek bu şehirden…
Uzak diyarlara, bilmediğim memleketlere,
Her şeyimi burada bırakıp, her şeyi unutup, vuslatsız...
İçimde yangınsız gitmek isterim…
Kafam boş, cebim bomboş,
Olsun... Gözlerim ağlarken gitmek isterim yine de
Amma ağlayan gözlerimden, gözlerin gelir aklıma
Her zaman gülmesini bilen, simsiyah gözlerin...
Benim yüzümden ağlayacak ya,
Kızarıp şişecek ya gözlerin,
Bir değil bin hançer oturur nah şurama, gidemem….
...
Gözlerinden geçerim, düşerim yollara
Hayali bir bilet alırım gardan,
Bir direğe yaslanır, bir cigara yakarım,
Gelen geçene şöyle bir göz atarım.
Fenalık bilmez masum yüreğin gelir aklıma,
Kim bilir ne acılar yaşayacak yokluğumda,
Nasıl ıstırap duyacaksın hainliğime?
Benim yüzümden küseceksin ya belki insanlara
Minik yüreğinin isyanı gelir aklıma,
Bir dağ çöker omuzlarıma, gidemem…
...
Her yola çıktığımda koşar adım kaçarım bu şehirden,
Yetmez...! Kendimi bir trene atarım,
Boş bir kompartımana sinerim sessizce,
Ama bir dakika sürmez sefam bunalırım,
Camdan sarkıtırım kendimi,
Bir rüzgar vurur yüzüme, dağılan saçlarımdan.
Saçların gelir aklıma,
Simsiyah kıvır kıvır saçlarını düşünür, gidemem…
...
Sonra…
Sırasıyla ellerinin sıcaklığını,
Tenin kokusunu duyarım,
Bana salınıp gelişin gelir aklıma,
Nasıl gözlerimde sevgiyle eridiğin,
Sevilmeye muhtaç halin,
Sevdikçe yüceleştiğini düşünür, gidemem..
Biliyorum...
Bendeki bu yürek sendeyken,
Sen hala bendeyken,
Gidemem...
Ben bu şehirden sensiz gidemem…