| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Aşk Fenomeni

AŞKA DAİR HERŞEY, HEPSİ BURADA... "SENİ SEVİYORUM" DEMEYE DOYAMAYANLARA... YADA ÖZLEYENLERE, ÖZLENENLERE...

8 "ayrılık" etiketi kullanan gönderi "ayrılık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

BİR HÜZÜN HAVASI ESTİ HİÇ BEKLEMEZKEN

ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine ..
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi..

türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık ..
saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin ..
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun ..
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya ..
iki adımından biri insanın, sevincin kundakçısı ..
hüznün arması ayrılık ..

ŞÜKRÜ ERBAŞ

Senden Habersiz

 ben

Biliyorum…
Yüzlerce kez böyle başladım anlatmaya…
“Geceydi…
Ve yağmur yağıyordu…”
Çünkü ben hep aşıktım…
Bilesin diye…
Bıkıp usanmadan…
Anlatıyorum işte…
Çünkü sen, seni koruyan çatının altında ve benden habersiz…
Belki geceden ve yağmurdan bile…
Herşeyden habersiz…
Kimbilir ne yapıyorsun?
Ve ne yapıyordun?
Geceydi ve yağmur yağıyordu…
Ve nefes alıyordum…
O damlaların yüreğime her değdiğinde çıkardığı ses…
Ateşin suyla buluşması…
Serinlik…
Ve nefes alıyordum…
Geceydi ve yağmur yağıyordu…
Ben böylesini seviyorum aşkın…
Evler geçiyorum… Hatta sokaklar…
Herkes birşeyleri yaşarken ve birşeylere aitken…
Aşkı yaşıyorum…
İhtimal midir kavuşmak?
Sen bilesin diye anlatıyorum; ama benden habersizsin…
Kendinden bile…
Kaldırımlar…
Sokak lâmbaları…
Günü gelip konuştuklarında…
Şahit olacaklar…
“Bu adam, aşka aitti” diyecekler…
“Bıkıp usanmadan aradı” diyecekler…
“Yandı” diyecekler…
Sen ve herkes uyurken…
Ben gece ve yağmurla; sokaklarda…
Kaldırımlar bilir beni…
Sokak lâmbaları bilir…
Ve sabah ezanları…
Gece gitmeye hazırlanırken…
Sessiz şadırvanlarda serçelerle buluşurum…
Yağmur diner… Yapraklar titreşir tatlı bir rüzgârla, koyu yeşil…
Çeşmelerden akan suda yıldızlar parıldar; kurşunî…
Aşk bulur beni…
Ben böylesini seviyorum aşkın…
Senden habersiz…

bensiz

Gidemem



Sen bilmezsin beni...
Bilmezsin içimdeki fırtınaları,
Kalbimdeki sert kayaları aşındıran deli dalgaları,
Bilmezsin…
Bazen iyice kopar, düşerim...
Vazgeçerim hayattan, hayatın her şeyinden,
Düşünürüm, düşündükçe güzelleşir gözümde ölüm.
Sonra seni düşünürüm, hiçbir şey senden güzel gelmez,
Hiçbir şey senden daha güzel değil gülüm...
Kafam karışır, daralırım, bunalırım.
İşte o an gelir aklıma çekip gitmek,
Kaçıp gitmek bu şehirden…
Uzak diyarlara, bilmediğim memleketlere,
Her şeyimi burada bırakıp, her şeyi unutup, vuslatsız...
İçimde yangınsız gitmek isterim…
Kafam boş, cebim bomboş,
Olsun... Gözlerim ağlarken gitmek isterim yine de
Amma ağlayan gözlerimden, gözlerin gelir aklıma
Her zaman gülmesini bilen, simsiyah gözlerin...
Benim yüzümden ağlayacak ya,
Kızarıp şişecek ya gözlerin,
Bir değil bin hançer oturur nah şurama, gidemem….
...
Gözlerinden geçerim, düşerim yollara
Hayali bir bilet alırım gardan,
Bir direğe yaslanır, bir cigara yakarım,
Gelen geçene şöyle bir göz atarım.
Fenalık bilmez masum yüreğin gelir aklıma,
Kim bilir ne acılar yaşayacak yokluğumda,
Nasıl ıstırap duyacaksın hainliğime?
Benim yüzümden küseceksin ya belki insanlara
Minik yüreğinin isyanı gelir aklıma,
Bir dağ çöker omuzlarıma, gidemem…
...
Her yola çıktığımda koşar adım kaçarım bu şehirden,
Yetmez...! Kendimi bir trene atarım,
Boş bir kompartımana sinerim sessizce,
Ama bir dakika sürmez sefam bunalırım,
Camdan sarkıtırım kendimi,
Bir rüzgar vurur yüzüme, dağılan saçlarımdan.
Saçların gelir aklıma,
Simsiyah kıvır kıvır saçlarını düşünür, gidemem…
...
Sonra…
Sırasıyla ellerinin sıcaklığını,
Tenin kokusunu duyarım,
Bana salınıp gelişin gelir aklıma,
Nasıl gözlerimde sevgiyle eridiğin,
Sevilmeye muhtaç halin,
Sevdikçe yüceleştiğini düşünür, gidemem..
Biliyorum...
Bendeki bu yürek sendeyken,
Sen hala bendeyken,
Gidemem...
Ben bu şehirden sensiz gidemem…

AŞKINI HELAL ET

 

Hüzün dolu bir gecenin sensiz sabahına uyandım bugün

Verdiğimiz kararın kötü bir rüya olduğunu dileyerek

Defalarca açıp kapadım gözlerimi

Her zamanki sabah aramalarını bekledim, aramadın..

Kalktım aynaya baktım sensiz ne kadar çirkinim ben böyle

Aldığım nefes neden bu kadar anlamsız

Yalnızlığın ötesinde hüznün ötesinde anlatamadığım

Kabullenemediğim bir mana var yüzümde

Yüzümde sonsuz ve sonuçsuz bir sevgi var bu sabah

Sevgi kelimelerinin yetmediği bir aşkı yaşadık

Bitmedi..

Şimdi ayrılan yüreklerimizde hüzünlü aşklarımız

Gözlerime baktım aynada

Kabullenemediğim sensizliğin

Sonsuz ve sonuçsuz sevgimizin izleri var

Kapanana kadar seni özleyecek gözlerim

Durana kadar sana atacak bu kalbim

Rüyalarımın kahramanı hep sen olacaksın

Ben seni unutmayacağım…

Keşkeler

"Yolumu gözleyen bir kadını terk ettim karşılaştık bir süre sonra ''Gözlerinin feri sönmüş'' dedi bana: ''Aşkım, ne oldu sana?'' Böyle gerçeği söyleyince ben de doğru söylemeye çalıştım ona ''Senin güzelliğine ne olduysa'' dedim, ''benim gözlerime de o oldu''.
8-10 dizeye sıkışmış hazin bir aşk hikayesi... Buruk; kırılmış oyuncaklar kadar...Ve yenik; "keşke"li cümleler gibi...

Bu sözcüğü kaç konuşmanızın basına eklemişseniz onca ıskalamışsınızdır hayatı...Dört mevsimlik bir sene olsa ömür, "keşke", onun güzüne denk gelir. Hepten vazgeçmek için erkendir, telafi etmek için geç...Mağlubiyetin takısıdır "keşke"... Kaçırılmış fırsatların, bastırılmış duyguların, harcanmış hayatların, boşa yaşanmış ya da hakkıyla yaşanamamış
yılların, gecikmiş itirafların ağıtıdır. Çarpılıp çıkılmış bir kapıda, yazılıp yollanmamış bir mektupta, göz yumulmuş bir haksızlıkta, vakit varken öpülmemiş bir elde, dilin ucuna gelip ertelenmiş bir sözdedir. Feri sönmüş bir çift gözde ya da yitip gitmiş bir güzelliğin ardından iç çekişte... "Yolunu gözlemeseydim", "öyle demeseydim", "terk edip gitmeseydim", "en güzel yıllarımı vermeseydim" diye diye sızlanır gider.

"Keşke"nin panzehiri "iyi ki"dir. İlki ne kadar pısırıksa, ikinci o denli yiğittir. "Keşke", çoğunlukla bir "ahhöla kopup gelir ciğerden... esefler, hayıflanmalar, yerinmeler sürükler peşinden... "İyi ki" ise, muzaffer bir "ohhöla buyur; cüretiyle övünür. "Keşke"li cümlelerde nasıl yaşanmamışlığın, yarım kalmışlığın o ezik tuzu kuruluğu varsa, "iyi ki"lilerde de göze alabilmişliğin, riske girebilmişliğin, tadına varabilmişliğin mağrur yaraları kanar. Okulu hiç kırmamışsınızdır, sinemada öpüşmemişsinizdir; dokundurtmamışsınızdır kendinize, bir kez olsun gemileri yakmamışsınızdır. Konuşmanız gerektiğinde susmuş, koşacağınız zaman durmuş, sarılacağınız yerde kopmuşsunuzdur. Bir insana, bir ise, bir davaya ömrünüzü adamışsınızdır. O insanin, o isin, o davanın, bunu hak etmediğini sezmenin hayal kırıklığındadır "keşke"... "Şimdiki aklım olsaydı" dövünmesindedir. Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, "Ne derler"e kurban verilmiş,son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el sallar. "Keşke"cilerin hayatı, kasvetli bir pişmanlıklar mezarlığıdır. "İyi ki" öyle mi ya!... Onda, yara bere içinde de olsa, yana yana, ama doyasıya yaşamış olmanın iç huzuru ve haklı gururu haykırır. "İyi ki"lerinizi toplayın bugün ve "keşke"lerinizden çıkartın. Fazlaysa kardasınız demektir. Aldırmayın yüreğinizdeki kramplara, mahzun hatıralara... Rüzgarlarla koştunuz ya... "Keşke"leriniz, "iyi ki"lerden çoksa... Telafi için elinizi çabuk tutun. Tutun ki, yolunuzu gözlerken terk ettiğinizle bir gün yeniden karşılaştığınızda siz susarken, feri sönen gözleriniz "keşke" diye nemlenmesin...

Seni Bugün Hiç Özlemedim

ağlayan adam 

Seni bugün hiç özlemedim. bugün seni sevdiğimi bile düşünmedim. bugün aklımdan öylesine geçerken hiç dolmadı gözlerim. ben bugün seni istemedim kollarımda,korkmadım ilk defa sensizliğe,beni sarmanı istemedim delice bugün.. ben bugün seni hiç sevmedim...
biliyor musun beni aslında gelmek üzere sen terkettin... seni hep kabul edip sarmamı istedin,her med_cezirde deniz gibi seni karşılamamı bekledin ama bak ben bugün seni beklemedim.

Ben şu bir avuç kalbimle dağ gibi aşkımı ayağının altına sermiştim. ben seni öylesine sevmemiş, ölesiye benimsemiştim. sen hep beni yerdin, hep sana dönerim diye boşverdin,ama bak ben bugün sana dönmedim.

Canım bugün acımadı bebeğim,alıştım belkide sensizliğe, geçiverdi günler. önce zor geldi sonra alıştım sensizlik zorluğuna. şimdi dimdik ayaktayım, hep gücüm yok diye arardım seni ama bak ben bugün seni aramadım...
Ellerimi ellerinde hisseder isyan ederdim,hani şu bizi bir türlü birlikte olmamıza izin vermeyen yanlızlık varya!!ona,ona hep ağlardım ellerin elimdeyken ve ben karanlık kutumda yanlızken... ben bugün ellerini hissetmedim,hissedemedim ve ben bugün hiç ağlamadım ağlayamadım...

Gitme diye dualar ederdim her gece sen uyurken üstünü örterdi yüreğim... ama bugün senin için dua etmedim ve üstünü örtmedi yüreğim.. ve uykuya daldığımda rüyama girerdin sevgilim.. uykumda severdim seni ama bak bugün rüyama bile girmedin..
Sen bugün bende bittin... ben bugün yeniden sensiz bir hayata hoşgeldim... sensizdim ama bugün bunu hiç önemsemedim...

Her yeni güne uyandığımda her saniye,her an seni yeniden hep yeniden severdim. gözlerimin önüne gelirdi hayalin,bugün gelmedi... bugün sana gelmedim,seni aramadım,seni istemedim,seni hissetmedim ağlamadım ve ben bugün seni hiç sevmedim...

Seni bunca özlemesem; bunca sevemem ki !..

aşk 

Ayrılık diye bir şey yok... Bu bizim yalanımız... Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var... Şimdi neredesin ? Ne yapıyorsun ? Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın. Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi ? Öyleyse ayrılmadık, sadece özlemleyiz ve bekliyoruz...
Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. Önce beklemekten... Ömür boyunca ya bekliyor, ya bekletiyor insan... İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın...
Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanlarını sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o ? Ya o ? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu...
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek !
Özleme bir diyeceğim yok. . O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. O nefes alış, sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı... O tek güzel yönü bekleyişlerimizin...
İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel...
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. Bir kokusu var ki bütün çiçeklere değişmem. Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz...
Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir... Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir... Yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir...
Seni bunca özlemesem; bunca sevemem ki !..

Şu Ayrılık Ne Garip Şey

theroleoftheheartbygegepg0
Şu ayrılık ne garip şey
Bak her hangi bir şairin yüz şiirine
Doksan dokuz tanesi ayrılık üzerine
Şair miyim? Değil miyim? Bilmiyorum ama
Ayrılık olmasa dökülmezdi bu kelimeler mısralara

Şu ayrılık ne garip şey
Ağlatır adamı ulu ortalarda bebekler misali
Anladığın bir lisan vardır, oda duvarların dili
Ayrılık olmasa kim dolduracaktı gece sokakları
Ölüm Allah’ın emri de, ayrılık başkasının mı?

Şu ayrılık ne garip şey
Bütün insanların mazisi ayrılıklar üzerine kurulu
Onunla anlamlı mutluluk, onda gizli yaşama umudu
Ayrılık olmasa insanın değeri nasıl bilenecek
Elbette önce ayrılık sonrada sevinç gelecek

Şu ayrılık ne garip şey
Bir çift gözün manası onun ahenginde saklı
Ellerinin ne işe yaradığı onunla anlamlı
Ayrılık olmasa kaçımız aşkı tanıyacaktık
Ayrılıkla biz sevdalandık, ayrılıkla ağladık

Şu ayrılık, ah be ayrılık, nasıl bir şeysin
Yokluğunla şüphesin, varlığınla delirtirsin
Sen olmasan el alem vuslatı neylesin
Ayrılık olmasa olmazdı çaresizlik, kin
Hayatımızın tamam mı zaten inan ki sensin
Bir ayrılığın sırtından in,
Diğer bir ayrılığın sırtına bin

Ah be canım ayrılık sen ne garip bir şeysin