| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Aşk Fenomeni

AŞKA DAİR HERŞEY, HEPSİ BURADA... "SENİ SEVİYORUM" DEMEYE DOYAMAYANLARA... YADA ÖZLEYENLERE, ÖZLENENLERE...

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

Artık susma vaktidir

Buz gibi soğuk bir gecede,senden kilometrelerce ötede,her hücremde hissederken seni;
Geçmek bilmiyor saatler...
Akrep yelkona ulaşamazken;ki yeterince uzun geceler,ben bu karanlıkta sensiz ama hayalinle,izlerinle...dopdoluyum seninle...

Aynı şehrin ışıkları almalı gözlerimizi oysa,
Aynı gökyüzüne bakıp,
Aynı kayan yıldıza çevirip yüzümüzü,birbirimizi dilemeliyiz oysa...
Aşk resimleri, duygusal resimler, romantik resimler, romantik gifler, gif dünyası, segiliye gifler, romantik anlar, romantizm resimleri, güllü romantik resimler, kalpli romantik resimler, aşkı anlatan resimler, kalpli gifler, kalpli resimler, hareketli romantik resimler
Senden uzakta olmayı susuzluk bellemişken,dilim-damağım kupkuru.Kat kat giydim üstüme ne bulduysam...İlla ki üşüyorum ellerin olmadan.
Soğuk iliğime kadar işliyor.
Sen yoksun ya buralarda,tüm rüzgarlar yüreğime esiyor!!!

"Oysa tırnağımın ucuna kadar buz tutmuş bedenim..."

Belki üşümemeli bu kadar,belki ısıtmalı bu güneş az biraz..
Bakmaya alışmış,güneş bellemişken gözlerini...yapamıyorum buralarda

O yüzden...
Senden uzakta yaşadığım eksiklik yüzünden,
Aynı havayı solumadan seninle,içime basan kasvet yüzünden,
Ve sayamadığım daha bir çok neden,içimi acıtan onca yol varken
Bekle beni...
En güzel gülüşümle yüzümde,tüm ayazı bırakıp yollara..Sana Geleceğim...
Ellerimde huzur...yüzümde sevinç...gözlerimde gözlerin kalbimde sen...

HASRET...

gözümden düşen
iki damlam
hüzünlü
nazarım


söyleyemediğim
sözlerim
alamadığım
nefesim
sessiz
çığlığım
çaresiz
namem
gördüğüm
hüzünlü
rüyam

bir çocuğun minik avucu
bir devin beyaz yüreği
kara kısrağın şahlanışı
taze gelinin kınası
HASRET

adın hasret
adım sana hasret
günüm hasret
yıl hasret
saat hasret
anılarım hasret
ten hasret
tin hasret
ben sana hasret
sen bensizliğe...
BU SAATDEN SONTA
HASRET OLSA NEYE YARAR..

Hürrem Yalçın

Seni Bugün Hiç Özlemedim

ağlayan adam 

Seni bugün hiç özlemedim. bugün seni sevdiğimi bile düşünmedim. bugün aklımdan öylesine geçerken hiç dolmadı gözlerim. ben bugün seni istemedim kollarımda,korkmadım ilk defa sensizliğe,beni sarmanı istemedim delice bugün.. ben bugün seni hiç sevmedim...
biliyor musun beni aslında gelmek üzere sen terkettin... seni hep kabul edip sarmamı istedin,her med_cezirde deniz gibi seni karşılamamı bekledin ama bak ben bugün seni beklemedim.

Ben şu bir avuç kalbimle dağ gibi aşkımı ayağının altına sermiştim. ben seni öylesine sevmemiş, ölesiye benimsemiştim. sen hep beni yerdin, hep sana dönerim diye boşverdin,ama bak ben bugün sana dönmedim.

Canım bugün acımadı bebeğim,alıştım belkide sensizliğe, geçiverdi günler. önce zor geldi sonra alıştım sensizlik zorluğuna. şimdi dimdik ayaktayım, hep gücüm yok diye arardım seni ama bak ben bugün seni aramadım...
Ellerimi ellerinde hisseder isyan ederdim,hani şu bizi bir türlü birlikte olmamıza izin vermeyen yanlızlık varya!!ona,ona hep ağlardım ellerin elimdeyken ve ben karanlık kutumda yanlızken... ben bugün ellerini hissetmedim,hissedemedim ve ben bugün hiç ağlamadım ağlayamadım...

Gitme diye dualar ederdim her gece sen uyurken üstünü örterdi yüreğim... ama bugün senin için dua etmedim ve üstünü örtmedi yüreğim.. ve uykuya daldığımda rüyama girerdin sevgilim.. uykumda severdim seni ama bak bugün rüyama bile girmedin..
Sen bugün bende bittin... ben bugün yeniden sensiz bir hayata hoşgeldim... sensizdim ama bugün bunu hiç önemsemedim...

Her yeni güne uyandığımda her saniye,her an seni yeniden hep yeniden severdim. gözlerimin önüne gelirdi hayalin,bugün gelmedi... bugün sana gelmedim,seni aramadım,seni istemedim,seni hissetmedim ağlamadım ve ben bugün seni hiç sevmedim...

Seni bunca özlemesem; bunca sevemem ki !..

aşk 

Ayrılık diye bir şey yok... Bu bizim yalanımız... Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var... Şimdi neredesin ? Ne yapıyorsun ? Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın. Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi ? Öyleyse ayrılmadık, sadece özlemleyiz ve bekliyoruz...
Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. Önce beklemekten... Ömür boyunca ya bekliyor, ya bekletiyor insan... İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın...
Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanlarını sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o ? Ya o ? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu...
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek !
Özleme bir diyeceğim yok. . O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. O nefes alış, sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı... O tek güzel yönü bekleyişlerimizin...
İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel...
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. Bir kokusu var ki bütün çiçeklere değişmem. Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz...
Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir... Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir... Yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir...
Seni bunca özlemesem; bunca sevemem ki !..

Yokum Artık

Nasıl anlatılır ki bulutlara gök yüzü..
Ya da çiçeklere bir damla su..
Nasıl anlatmalı bilmem bu yüreğe sensizliği..
Hiç ben olmamıştın sanki yağmur kaçağı gözlerinle
Bana bir damla benzememiştin yalancı kaderinle..
Sensizliğe benzetme bulmak zor ne hazan benzer ne vuslat
Dünyaya sürgün edilmiş bir yüreğin bam telinden çıkan senli son nakarat
Sana veda sana son bir nasihat..
Beni sensiz belirsiz bıraktın
Hayatımın rotasını yavan denizinde erittin,sonsuzca sakladın..
Kimseyi bana benzetme,hayatsızlaştırma ömürleri
Bakışlarım kadar hüzün vurmasın sessiz sokaklara
Sen yarim dediğine yabanlık etme benden sonra..
Bulutlar yağmur yüklendi gideceksin diye değil içimdekileri bitireceksin diye
Toprağın içine işledi susuşların,bana susamadığın kadar kelimelere susuşların..
Yeşerecek her tohum sensizliğin çorak toprağında adın kadar zalim olacak..
Dikenleri güllerinden daha bir cüretkar olup serpilecek..
 Ellerin sevda güllerine uzanırken,hoyrat dikenler yakmasın canını
Yine seni düşünmek sonsuzca endişelenmek..
Hala gideni düşünmek,giderken üşümek ne zalim yanıdır sevdanın ya da sevdasızlığının
Söyledim ya sevdalı sensizliğe benzetme bulmak zor..
Bulutlar kadar gök yüzümken bir damla sevda sunamayarak sana benzeyen çiçeklerimi soldurdun..
Bulutlar Gök yüzüne sevdalı,damlalar çiçeklerin yaşam kaynağı..
Sen yağmur kadar hayat, hazan mevsimi kadar zalimsin..
Ve ben artık kurudum göz yaşların toprağıma serpilsin..

GİTMELİYDİN BENDEN, GİTTİN İŞTE...

Gittin işte...
Ben, arkandan sadece bakıp kaldım.
Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım.
Öylesine acıdı ki içim,

Ağlayamadım...

Giderken sen, söndü içimdeki ateş
Bu kadar zayıf değildim eskiden

Çöktü kaldı terk edişlere dayanan yürek

Kalkamadım...

Gittin işte…

Oysa geldiğinde gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak anları yaşıyorduk birlikte
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, kaldığım yerden devam diyeceğim.

Başlayamadım...

Sen uzaklaşırken benden, çöküp kaldı bedenim

Son kez “seni seviyorum” dedin ve gittin

Nereye gittiğin de önemliydi
Ama Artık yoktun

Bu düşünce beni deli ediyordu.
Kurtulmalıydım yokluğun duygusundan
Kurtulamadım...

Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...

Yüreğim öyle büyük sever ki sevince.

Bilir sebebini; Belli etmez isyanlarla dolu fırtınalarını.
Çekilir kabuğuna sevdam.
Uyuturum sensizliği yorgun gecemde.
Sevginin üzerine hafif bir perde çekerim yavaşça.

Sonra...


Sonrası, bir camın aksinde hayalin belirir
Sonrası, dışarıda yağan yağmurlara eşlik eden hüzünler. 

Çekip gittin gecemden
sonra bir yabancı gibi uzaktan izledin

İmkansızlığını bile, bile
Kavuşmak istedin aşkımıza
Tek başına değildim biliyorum.
İmkansız,Yasak Aşklar sokağında

GİTMELİYDİN BENDEN...

sensizlik  

Sesini duymayalı seni tanıdığımdan bile çok oldu sanki.. Seni ne zaman tanıdım bilmem ama bilirim ki varolumşumdan beri seviyorum.. Sevdim deyip de di li geçmiş zaman kullanmak bile istemem sonsuz sevgime..

Kıtalarca uzakta olman bile sesini duymama engel olmamıştı. Üzsen de beni, ya da kızsan da sen bana hep aradın, hep aradım..

Bu gün kıtalar yok aramızda hatta mesafeler kısa. Gündüz gönül gözümden, gece seyrimden eksik etmediğim, aklımın kadrolu düşüncesi ve kalbimin sahibi sen.. Neden bir sesini esirgedin benden? Neden?

Son sözümü söyler gibi...

Gözlerin sanki bir hançer
Bana aşkın saplar gibi
Görmüyorsun şu halimi
Yüzün bana el gibi


Öyle masum sevmiştim ki
Aşkın bana lutüf gibi
Nasıl desem sevdiğimi
Son sözümü söyler gibi



Bir kuş olsam uçsam ah konsam kalbine
Hep içinde kalsam canın gibi
Anlatsam halimi, söylesem derdimi
Gözlerinde bulsam saadetimi



Yüreğim sanki bir ırmak
Sana doğru akar gibi
Anlasaydın şu halimi
Her derdime derman gibi



Öyle büyük bir sevda ki
Anlatılmaz şiir gibi
Nasıl desem sevdiğimi
Son sözümü söyler gibi

KENDİNE BENİM İÇİN BİR GÜL VER

y1piS37cvkbOyF6mT6Hls7AKzlI9YDo469LzolHKLV1-3Vf4dRI3xGpKpCh6h0N9jx5KOUi4fWxNW8  

kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çıkmak,yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

bak,
Palandöken dağlarında karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
dağlar için,sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler için bana bir gül ver...

yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler için bana bir gül ver

ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım
sen kendinin ellerinden tut
kendine benim için bir gül ver

Yılmaz ODABAŞI

SU GİBİ

Şimdi sen su olduğunu düşün. Su kadar özel,
su kadar faydalı ve su kadar çok... Tükenmez...

İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül,
ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...

Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin...
Gürültünün parçası olursun sadece.

Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada,
lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler...
Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!

Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden
su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın
en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için,
gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler. Onlar için
en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...

Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel,
su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez...

Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi
yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..

Sen bir su ol... Ama rahmet ol, afet değil!
Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma,
ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin!

Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!..

Su yüce Allahın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri...
Suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel,
su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez,
tükenmez olduğunu da unutma.

Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de
kiyametler koparıcı olabileceğini unutma...

Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil !

Vadiler varken önünde ve ovalar varken,
yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini
ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene.

Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe...

Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve
kaçılan olursun; seller, afetler gibi...

Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak...

Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan
konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan
birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara!

Ama yapman gereken şu, değil mi?
Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini.
Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini,
kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin
anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini...

Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının
ne kadarı olduğunu düşüneceksin...

Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az
ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...

Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde
olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında,
vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de
fikrini bildireceğin kişinin kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin!..

Demeyeceksin
ki, ben canım isteyince giderim iskeleye,
vapur da o saniyede gelmek zorunda!..

Demeyeceksin ki, aklıma geleni aklıma geldiği biçimde
söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek,
anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!..

Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın,
ama maalesef değil...

Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan
bir tavşan gördün mü hiç ?..

Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden
susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü ?

Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler,
beyni olan her yaratık gibi!

Hadi... Sen şimdi su olduğunu düşün, ve kendini su gibi hisset...

Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı...

Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla...

Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini;
girebilmeyi öğren insanların damarlarına.

Hayat ver...
Vazgeçilmez ol !!..



Muammer ERKUL