| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Aşk Fenomeni

AŞKA DAİR HERŞEY, HEPSİ BURADA... "SENİ SEVİYORUM" DEMEYE DOYAMAYANLARA... YADA ÖZLEYENLERE, ÖZLENENLERE...

Yazılar arşiv 08.2008 Other entries in 2008-08 resimler , videolar

Güneye özlemimsin

 

Islak bahçelerde bir gün batımı
Anıların türküsü vardı.
Su seslerindeydi güney dalgaları
Olabildiğince şakırtılı...

Kuruyan bahçelerde bir limon ağacı
Gövdesi diken diken, damar damar uzamış
Güneye hasretinden.

Limon ağacı yeşildi o gün batımında.
Yaprak yaprak dal uçları kokulu...
Dal dal uzamadaydı yalnızlığım
Güneye doğru,

Akdeniz kadar büyüktüm o gün batımında
Yalnızlığımdan yana,
Ardına düştü gölgesi limon ağacının,
Günlerle, ışıklarla kalmadı ilişiğimiz.
Limon ağaçları öksüzdü uzak kıyılarda
Güneyden öte,
Uzakların hasretinden yana kardeşliğimiz,

Limon ağaçları, insanca kederliydi,
Duygulanmalar bile noksan,
Yarı kalmış sevilerce...
Hazzı yok şimdi eski yaşamaların.
Herşey birşeyini yitirmiş gibi.
Herşey güneye hasret burada,
Kokusu bir başka türlü yaprakların
Limon ağacında.

Karanlık bahçelerede bir akşam vakti
Anıların bayramı vardı,
Ağlıyordu limon ağacı güney çağrılarına
Ağlıyordu umutsuz özlemlere...

Anılarımı sana adadım limon ağacı
Tüm düşlerim senin olsun,
Mutlu türküleri de istemiyorum
Sana bağışlı hepsi.
Özlemlerimin en güzeli,
En mutlu geleceğim,
Hep, hep senin...
Tek ağlama, ağlama aydınlık bahçelere
Karşı.
Tek ağlatma beni güney hasretinden.

Küçüğüm

Aynı sokakta oturuyorduk. Her gün bir kızla geliyordu .Adı esrarengizdi, herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi. Fakat kimse gerçeği bilmezdi. Kirli sakalları vardı. Yeşil gözlü esmerdi. Mahallenin kızları hayrandı ona. Bense nefret ederdim. Hiç kimseyle konuşmaz. Sadece gelir geçerdi. Bir gün onunla yolda karşılaştık. Çok güzel bir yüzü vardı. Bana gülümsedi. şaşırdım. Ama yine de onu sevmiyordum. Fakat o çok farklıydı.Gece boyunca lambası yanardı. Uyumak yerine onun evini seyrederdim. Onu sevmediğim halde her şeyiyle ilgileniyordum. Yavaş, yavaş onu gözlemeye başladım. O an anladım ki, Ona karsı hissettiğim şey sevgiymiş. Artık O eve gelmeden uyuyamıyordum. Yanına gelen kızları kıskanırdım. Herkes onun kötü olduğunu söyleyince. Hep onu savunurdum. Onunla karşılaşmak için kapıda dururdum. 

Onu yine yolda gördüm. Bana göz kırptı. Yanımdan geçerken onu çağırdım. "Acelem var Küçüğüm" dedi. Bana aramızdaki yaş farkını hatırlatmıştı, eve gidip ağladım. Karar verdim Ona aşkımı ilan edecektim. Yolunu gözledim. Bir gün onu gelirken gördüm. Peşine düştüm o eve girdi. Biraz bekleyip kapıyı çaldım. Açtı "Ne var Küçüğüm" dedi. "Seni Seviyorum" dedim. Gülümsedi "Evet" dedi. "Ne evet" dedim. Konuşmadı. Koşarak dışarı çıktım. Bir ay boyunca evden çıkmadım.

Bir gün kızlarla konuşurken. Ambulans geldi onun evine girdi. Sedye ile onu dışarı çıkardılar. Önümüzden geçerken. '"Ben de seni Küçüğüm" dedi. Kıpkırmızı oldum herkes bana bakıyordu. Ağlayarak koşmaya başladım. Aksama kadar sokakta gezdim. Göz yaşlarım durmadan akıyordu. Sonra eve geldim. Annemler ondan bahsediyorlardı. Sevdiği bir kız varmış. Ailesi evlenmesine izin vermeyince kız evden kaçmış. Sokak serserileri onu öldürmüş. Eve getirdiği kızlar evi olmayan kızlarmış. Kimi sevdiyse ölmüş. Çok sevip acı çekmiş. İntihar edip hastaneyi aramış. Polisler evin duvarında "Küçüğüm" yazısını bulmuşlar. "KÜÇÜĞÜM SEN DE ÖLME" yazıyormuş. "Ben de seni sevdim, sevdiklerim gibi sen de ölme diye ben öldüm KÜÇÜĞÜM"

Sen Aşk Nedir Bilir misin?

Sevgiler vardır hani hiç bitmeyen, yaşandıkça arkası gelen. Mutluluğun ta kendisidir hani, hiç eksilmeyen. Bir narin çiçek gibidir her gün yeniden yeşeren. Bilir misin bir de hani ulaşılamayan sevgiler vardır, hiç sulanmadan, hiç güneş yüzü görmeden büyüyen çiçeklere benzerler. Dilin varmaz hani bu büyük aşkı içinden atıp haykırmaya, ellerin varmaz hani gidip onun elinden tutmaya. Sadece gözlerin vardır senin bu aşkını anlatan, bir yalan söylemeyen onlardır, yada derdini gizleyemeyen.

Elinden kurtulup uçan bir kuşa benzer aşk, bazense elinde çok tutup öldürdüğün bir kuşa. Ötüşü mutlu eder seni günün her saati, neşe sacar senin yaşamına. En yorgun oldugun bazı sabahlar bile uyandırır belki seni. Ama ne hoştur onunla uyanmak, ne hoştur ona yakın olmak. Belki de uçup kaçırmaktan korkuyorsun ona aşkını söyleyince, o güzelliği biraz daha seyredeyim istiyorsun onu uçurmadan. Ama bir sabah olur ki uyanamamışsındır onun sesiyle, pencereye çıkıp puslu gözlerle aramışsındır. Biraz sonra gelirdi nasılsa önemli değil. Beklemeler devam eder pencere önünde, ama hava artık kararmıştır . Onu görmeden gelen bir gece ne kadar da hüzünlüymüş meğer. Ertesi sabah yine bir hüzünle uyanırsın, yoksa seni terk mi etmişti, hem de onca aşkına rağmen. Şimdi ondan ne bir haber kalmıştır ne de bir başka iz, kalakalmışsındır ondaki o büyük aşkla. Halbuki tam onun gittiği gün tüm cedaretini toplayıp onu sevdiğini söylemeyecek, Ona olan aşkını yüzüne haykırmayacak mıydın? 

Günlerden bir gün o kuşa yine denk gelirsin. Ama her zamanki cıvıl cıvıl öten kuş değildir artık O. Ağlamak istersin hani ağlayamaz, dokunmak istersin hani dokunamazsın. Tüm ateşini atarsın içine, onca sevgini hapsetmeye çalışırsın bedenine. Ama artık aşkını Ona anlatmanın da faydası yoktur, Ona delice yanmanın da. Çünkü o kuş artık başkalarının elinde, başkalarının kafesindedir, ve bir daha da senin olmayacaktır. 

Aşka Giderim

 y1piS37cvkbOyF6mT6Hls7AKzlI9YDo469LzolHKLV1-3Vf4dRI3xGpKpCh6h0N9jx5KOUi4fWxNW8

Babama sorsalar eğer;
Eşek kadar adam oldum...
Ama hala ben;
Her ayrılıktan sonra
On yedisinde aşka düşmüş çocuk gibi
Koyup başımı annemin dizlerine
Bir güzel uyurum....

Çok oldu ninnilerin yerini
Nasihatler alalı...
Annem anlatır ben dinlerim
Karşıma sevilesi bir güzel çıkmasın
Tüm bildiklerimi unutur
Aşka giderim...

Okan Savcı

Kadın

Yüreğimden Sevdiğime İmge'me

bazen gün doğumunda
bazen gün batımında
bazen günün herhangi bir anında
hissettiğim herhangi bir şey gibi değil
sen dolu olmak gibi
sigaramdan çektiğim bir nefes gibi
içtiğim kahvenin tadında
baktığımda gördüğüm renklerdeki
sen
içimdeki
kalbimdekisin işte
kelimeler yetmiyor ki
Not : Değil sevmenin, tapmanın bile yetersiz kaldığı zamanlarda söylemeye cesaret edebileceğim sözcükler... Sadece İmge'me...

İMGE

Bir bahar sabağında çıktı karşıma

Gözlerindeki o ışık varya o bile yetti beni sarmasına

Ardındaki sevdalar artık yoktu sevinçti ,aşktı çocuktu İMGE

Beklenilen,sevgiye aç doğmamış bir bebekti İMGE

Hasret ona olan uzaklıktan çok onu yakan güneşin kendisiydi

İmge benim gökkuşağım onun ise yeganesiydi

Şimdi daha iyi anlıyorum bu duyguların kendi yaşamımda canlanmasını

İmge artık doğmuştu ve adını annesi koymuştu

Umut,sevda ve aşk bi zincirse İmgede onu saran düğümleyendi.

Bende seviyorum artık doğruyu bende görüyorum  

Aşk değil biliyorum ama inadına büyütüyorum İmge bebeği

GİDİYORUM !

son göç bu gidiyorum
mektuplarınız karşılıksız kalacak artık...
bu şehre sığmıyor düşlerim
alışınca suskunluğa
buluyor beni de yüreği kavruk şair duruluğu
kendime yaklaştıkça tek kalıyorum
tüm ziyaretçilerim kapıdan dönecek artık...

uzun, ince bir yol var
bende başlayıp bende biten
gencecik bir bahar özlemiyle
kuşlara özeniyorum...
bu ayrılışlar bekleme yorgunluğumdur benim
şimdi mavi bir ikindide unutmuşken
bu yaşanmışlığı
bilmesem ne olur öykülerin bitişini
kuşlara özeniyorum
tüneğimi terkediyorum...

akşam olur gibi çekiliyorum
anısı sıcak sokaklardan...
tükettim ilkyazdan aşırdığım sevinçleri de
yürüdükçe eskiyen bir ömrüm
bakıldıkça kırışan bir yüzüm var
yıpranmışlığımı örten ne kaldı ki burada?..

evinden ayrılan bir gelinin hüznü gibi
yine de dönüp arkanı gitmek
ve sebepsiz suçluluk duygusu yok mu?
bu biletin elimde titremesi
son bakışın ezikliği...
oysa geldiğim gün gibi bu şehir
hala hiçbir albümde hatıra fotoğrafım yok
su gibi gidiyordum
su gibi dönmeyecektim...

SANA BİR ŞARKI DAHA YAPACAĞIM...



Sana bir şarkı daha yapacağım
Adı unuttum seni olacak
Belki de kimseleri aramıyorum
Tanrım bu yaraları kim saracak”



Sonu gelmeyen bir masala beraber koyduk son noktayı. Teker teker kapattık mutlu günlerin sayfalarını… Sevgilerimizi kalbimize,kalbimizi içimize gömdük...

Kalbimizin ne dediği kimin umurundaydı… Böyle olması gerekiyordu başkalarına göre. Böylesi bizim için en iyisiydi. Biz neden bunun farkında değildik.

Eğer iyi olan buysa neden felç olmuştu sol yanımız? Gözlerim neden uykuya hasret kalmıştı? Ben neden sigaraya başlamıştım? Sen neden gülmüyordun eskisi gibi gözlerinle?

Son sözümüzdü ;

“BİTMEYECEK” demiştik… Ve bitmedi işte…


“Karşımda resmin duruyor
Günlerim sensiz geçiyor
Bir ömür böyle nasıl sürecek

Dayanamıyorum
Zaman nasıl hızlı geçiyor
Gözlerim dolu dolu oluyor
Saatlerce seni izlemeye doyamıyorum”

Bu masal da fazla sürmedi. Sen başrol oynayamayacak kadar beceriksiz birisin kabul et bunu. İşte bitiyor hayatında kim bilir kaçıncı hikâye.

Yine başaramadın… “Bitiyor” dedin. “Bitkisel hayatımızdan o cıvıltılı günlerimize geri dönelim.” Hiçbir şey eskisi gibi değildi. Ben bile… Ve hiçbir şey eskisi gibi olamazdı zaten…

Geri geldin. Seni deli gibi özlerken yoktun. Yalnız ağladım *******i. Yağmurda yalnız ıslandım. Tek başıma yaşadım seni.Yürüdüğümüz karlı yalnız gezdim. Üşüdüm yazın ortasında.

Sol tarafımda hep bir sızı taşıdım en içten kahkahamı
attığımda.

Ama seviyorum işte… Yapabileceğim bir şey yok… Bende özledim seni, eski günleri… Ama dedim ya hiçbir şey eskisi gibi değil ve olamaz… Kalbim sen diye bağırsa da mantığım buna el vermiyor… Affet…


“Şimdi kalbimi mi beynimi mi dinleyim
Anlamadım ki ben simdi neyleyim
Seni çıkarıp içimden atamıyorum

Hayır hayır ama artık olmaz
Bundan böyle yerin dolmaz
Seni çaldığın kalbime gömüyorum”

Sensiz belki de hiç gülmeyeceğim hayatımda. Bir daha “sen” olmayacak dünyamda.

Ben artık kendi şehrimde yaşıyorum, kendi karanlık yalnızlığımda...

Ben alıştım bu acıya..

Seni Seviyorum...

Seni seviyorum...
Çünkü her sabah kalktığımda

    Bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana...

         Ben güne seninle başlıyorum...

Ve hergün gün hayatı yeniden keşfediyorum...

       Seni seviyorum...
Çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan

         en parlak renksin sen... 
Herşey senin rengini taşıyor...

       Ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.

           

   Seni seviyorum...
Çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin...

Sıcak günlerde içime ferahlık veren kuzey rüzgarı...

 İliklerime işleyerek esiyorsun...

           

     Seni seviyorum...
Çünkü herşeyde sen varsın...

 Nasıl olmayacaksın ki?

     Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin...

     Yüreğimin en derin köşesindeydin...

    Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun...

    Ve ben orada olduğunu farkedince hakettiğin yere çıkardım seni...

           

Seni seviyorum...
Çünkü hep benimlesin...

Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor... 
Gözümü kapatsam oradasın...

   Gördüğüm her yüz aslında sensin....

           

Seni seviyorum...
Çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız gecenin karanlığını delip geçiyor...

Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum...

O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi...
Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından...

Güneş doğmasa, yıldızlar kaybolmasa diyorum...

Ama biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda...

Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma...

           

Seni seviyorum...
Çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken 

Dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi...

Cennetin sahibi sensin...

Ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete...

Ben o cennette kalmaya kararlıyım...

           

Seni seviyorum...