| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Aşk Fenomeni

AŞKA DAİR HERŞEY, HEPSİ BURADA... "SENİ SEVİYORUM" DEMEYE DOYAMAYANLARA... YADA ÖZLEYENLERE, ÖZLENENLERE...

Sensizlik Şehrine Taşındım!

Aşk

Kuşlara yakın bir ev kiralayıp, içine sadakatten koltuklar yaptırdım. Özlemini yorgan gibi her gece örtüyorum. Gidişinle dağılmıştı yuvam, şimdi her şeye baştan başladım, dantel gibi yaşamımı örüyorum.

Bilmediğim duygularla tanıştım. Yan komşularım acı, keder ve anılar. Akşamları balkonda kahve içiyoruz hasretinle, bir sen yoksun, bir de boşuna kurulmuş hayaller. Yeni evimin duvarları hüzün rengi, mutfağımda kavanozlara dizili duruyor gözyaşlarım.
Yine de her şey o kadar gamlı değil. En azından oturduğum sokağın adı umut! Bu sokakta ümitsizce oturmak benim bahtsızlığım olsa da, kaderle kavga etmiyorum. İki bayram arası aşk olmaz diye, iki yağmur arasını bekliyorum. Gerçi bu takvim yapraklarının sakinliği ömrümü yiyor ama olsun, sabrediyorum.
İçimden bir ses diyor ki, şu yeni mahallede apansız karşılaşacağız bir gün. Sen de yakınlarda bir yere taşınacaksın elbette! Bu eski şehrin evleri hep kiralık. Korkarım ben de sokak olacağım buralarda bir yere. Adım hayal kırıklığı olacak. Tesadüf bu ya, senin camın hep bana bakacak.
Sesli sevişmelerden, mırıldanılan kavgalara dönüştüğümde gitmeliydim aslında. Geç kalınmış bir okul gününe gider gibi hazırlanıp, yeniden sevecek gücüm varken taşınmalıydım sevdadan. Geç kaldım! Olsun, buna da alışıyor insan. Zaten kim destan yazabildi ki, Leyle ile Mecnun’dan sonra?
Bu evin şaşırtıcı manzaraları var. Cinnetle cinayet arasında gelip giderken aklım, pencereden bakıp, Cezayir menekşeleri gördüm bir akşamüstü. Vazgeçtiklerimi hatırladım. Sana vuruldum yeniden, bir daha aşka karşı boynum bükük, sustum.
Sabah kahvesinden sonra, fal kapattım. Kim bakacaksa? Yalnızlığım açtı fincanı. İçim kabarmış ama yakında geçecekmiş. Sonra telvenin ortasında bir göz varmış, gözü çıksın her kimse diye geçirdim içimden. Bir de üç vakte kadar kapımı uzun boylu bir aşk çalacakmış ama gel gör ki, o sırada ben evde olmayacakmışım. Falım bile kısmetsiz yani!
Yüzümü değiştirsem diyorum. Burnumu küçültüp, dudaklarımı büyütsem, ruhum da güzelleşir mi? Hayallere yasak yok nasılsa, koluma da bir hınzır sevda bulutu takarım. Sonra benden keyiflisi olmaz dünyada.
Aklımın kıvrımlarına girmişsin, kalbimin tamamında resmin var. Ne yapsam olmuyor. Kaçtığım, saklandığım kadar sana düşüyorum. Sensizlik şehrinde ben, hangi semte taşınsam mutlu olamıyorum. Bu ayrılık ne acı bir duygu, insan kendini ne kadar yoksul hissediyor? Yine de bir ışık var çünkü ben aşk manzaralı umut sokağında oturuyorum…

Aşk

EDWARD-BELLA-RENESMEE

Aşk yeniden
Akdenizin tuzu gibi
Aşk yeniden
Rüzgârlı bir akşam vakti
Aşk yeniden
Karanlıkta bir gül açarken

Aşk yeniden
Ürperen sahiller gibi
Aşk yeniden
Kumsalların deliliği
Aşk yeniden
Bir masal gibi gülümserken

Gözlerim doluyor
Aşkımın şiddetinden
Ağlamak istiyorum
Yıldızlar tutuşurken
Gecelerin şehvetinden
Kendimden taşıyorum

Aşk yeniden
Bitti artık bu son derken
Aşk yeniden
Aynı sularda yüzerken
Aşk yeniden
Rüya gibi bir yaz geçerken...

Murathan Mungan

Sende Özlediğim Bir Şey Var!

Özlem

Seni sevmek, çocukluktan kalan bir kokuyu yıllar sonra duymak gibi, biraz hüzünlü ve hasret yüklü bir tat bırakıyor tebessümlerde. Sende özlediğim bir şey var. Neyi özlediğini bilmezken insan, neyi sevdiğini de bulamıyor elbette!

Uzun yıllar önce gittiğin bir şehri anımsamak gibi, sende özlediğim bir şey var. O yüzden tam olarak kopamayışım. Biriktirdiğim anılar az olsa da, içimde, derinlerde sana ait olan bir yer var. Kalbimin haritasında sınırlarını çizdiğim şehrim gibisin. Adı Van belki…
Önemli olan isim koymak değil, sende hasretini duyduğum bir şey var. Neresinden anlatsam olmuyor, tarifi mümkün değil. Umudum da yok artık üstelik, birlikte yaşlanma hayalleri kurmuyorum. Balkonda kahvemizi yudumlayarak, sallanan sandalyede iki lafın belini kıramayacağız gelecekte, biliyorum. İnadımdan mı bu tırnaklarımı geçirmek kollarına, yoksa bırakınca düşeceğimi bilmemden mi? Sen karar ver, aşk mı bu?
Dün akşam şöyle bir göz gezdirdim evime, senden ne kalmış diye geriye; öyle az ki! Birkaç kitap, solmaya yüz tutmuş bir resim, bir de elimde kehribar tespihin kokusu… Üstüne hikayeler yazmaya yetecek kadar çok olsa da, yaşadıklarıma doymaya yetmiyor.
Senden sonra daha doğru okuyorum satırları, yalnızlığımı sayende tanıştığım yazarlarla gideriyorum. Sigarayı azalttım ama değişime direnen bir yanım var, hala hesabı istemek için garsonlara sesleniyorum. Ve hala asalet, üstümde asil durmuyor. Yine horluyorum geceleri, en azından öyle olduğunu tahmin ediyorum. Senden sonra kimseyle paylaştığım bir uykum olmadı, soramıyorum.
Sende özlediğim bir şeyler var. Yağmurdan sonra çıkan toprak kokusuna, rakının boğazımda bıraktığı tada benzeyen, ismini koyamadığım ama sevdiğim bir şeyler var. Öyle olmadık zamanlarda geliyorsun ki aklıma, ruhum karışıyor. Salonun içine dalıyorsun rüzgarla gece yarısı, utanmadan yastığımı paylaşıyorsun, sokuluyorsun yorganımın altına, sığmıyoruz işte şu koltuğa, biliyorsun. Hayalinle kavga ediyorum anlayacağın, seni özlüyorum.
Sabah aynaya baktım, saçlarım ağarıyor. Sanki ellerim de kırışıyor ama daha zaman var diye öteliyorum. Güz de geldi zaten, yakındır karın yağması, görüşmesek de büyürüm, biliyorum. Zaten bir büyüsem, neler öğreteceğim sana ama saatimi kuramadım yıllara, ona üzülüyorum.
Aşk dolu şarkılar söyleyemez oldum. Hep hasrete, ayrılığa gidiyor dilim. Sınırı olmayan bir keder bulutu gibi savruluyorum öyle. Bu yalnızlık odasında, ayna bile kendine bakarak kırılıyor. Başkalarını sevmeyi deneyecektim aslında ama olmuyor. Sende bana ait bir şey var...

Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi

sensizliğin ertesi
şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben...

şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun

soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!

sensizlik
şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...

şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...

kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun

gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi

YUSUF HAYALOĞLU

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

anneler

TÜM KADINLARIN

8mart

Takvimlerden Haberin Yok mu?

Aşk 
Takvimlerden haberin yok mu
Geçiyor yıllar
Bana küsmüş yüzüme gülmez
Zalim aynalar

Kimimiz yorgun,kimimiz vurgun,
Kimi isyankar
Acı gerçek bu ömrümüz bir su
Geçiyor yillar..

Vakit geç olmuş dönülmez yolmuş
Yürek bin pişman
Bundan böyle bana meyler dost
Geceler düşman

Hani nerde beklenenler
Medet umdum senelerce
Anılar hep dolu dizgin
Bana hayır yok gecelerden
bir bardak çaydan ibaret zaman 

Ertelenen Sevdalar

ertelenen sevdaların
bedelini ödemiyor yaşam

kum-saati 

o zaman şimdi, sımsıkı tutup yüreklerimizi
bir kez daha yitirmemek için geleceği
suskunluğu bozmanın zamanı gelmedimi
özlemek yetmiyor
özlemleri sıraya koymak gerek
hikayenin bu yerinde
varsayımlar üzerine kurulan gelecekte
eğilmeden bükülmeden varabilmek için hedefe
kaçakcısı olmadan duyguların
yakalaya bilirsek birlikteliği
bu günde bizim yarın da...

Tayfun Talipoğlu

Seni...

Aşk 
Her gece bir başka kadehte içecegim seni
Sarhoş olacağım sabaha karşı
Naralar atacagım ıssız sokaklarda
Kim deli diyecekler benim için
Ama kimseler bilmeyecek senin için içtigimi
Sen bile bilmeyeceksin seni sevdigimi...

Ellerin...

Yalnız

Sonsuz düşünceler var aklımda,
Ama en önemlisi ellerin,
Ellerin gelir aklıma,
El ele tutuştuğumuzda,
Sevgimi anlaman için,
Ellerimle Delice sıktığım ellerin,
Ellerin gelir aklıma,
Karanlık bir köşede gözyaşlarımın,
Elmacık kemiklerimin üzerinden,
Yanaklarıma süzülmesini engelleyen,
O gün, beni itip bir kenara atan ellerin...

charlie